İrtibatı Koparmayalım!
başını beklemek deyimi
(1) (ağır hasta için) yanında bulunup hizmetini görmek, örnek: Sabaha değin hastamızın başını bekledik. (2) (bir iş) yapılırken başında bulunmak, örnek: Evde, temizlikçinin başını beklemek gerekiyor, yoksa üstünkörü yapıyor.
- götünü görmek
- başıboş bırakmak
- su gibi akmak
- giydirip kuşatmak
- geri çevirmek
- ağız yoklamak
- eli ayağı gevşemek
- elinden geleni yapmak
- tarihe karışmak
- elle tutulur, gözle görülür
- terbiyesini vermek
- buz kesilmek
- akıntıya kürek çekmek
- nefesi tıkanmak
- anca beraber kanca beraber
- zemzemle yıkanmış olmak
- beli çökmek
- etli butlu
- can alacak yer
- bir kurşun atımı
- boza olmak
- çöpçatanlık etmek
- kabına sığmamak
- bir damla
- sözü çiğnemek
- alt etmek
- bardağı taşıran damla
- gözü kızmak
- yeme de yanında yat
- cin tutmak
- diskur geçmek
- yüreği dayanmamak
- garazsız ivazsız
Son Sorgulanan Deyimler
Deyim
Anlamı
(1) (ağır hasta için) yanında bulunup hizmetini görmek, örnek: Sabaha değin hastamızın başını bekledik. (2) (bir iş) yapılırken başında bulunmak, örnek: Evde, temizlikçinin başını beklemek gerekiyor, yoksa üstünkörü yapıyor.
(kadın için) hiçbir ev işine elini sürmemek, ev işi yapmamak, çok rahat yaşamak.
dervişçe yetinmeyi, az şeyle geçinmeyi, çok malda gözü olmamayı anlatır, örnek: Şu dünyada bir lokma bir hırka, daha ne istenir.
Biriyle ilgili olarak alaylı dedikodu yapmak.?Bunlar adamı tefe koyarlar, sakın ağzından bir şey kaçırma.?
(1) Cami, mescit gibi ibadet edilen yer.
(2) İnsan gönlü.
Örnek: Bektaşiler, 'Allah'ın evini yıkma' derken, gönül kırmamayı anlatır.
argo (1) (bir sözü, davranışı) yanlış anlamak. (2) (bir sözü, davranışı) işine geldiği gibi yorumlamak.
"Araları bozulmak, bozuşmak" anlamında tehdit olarak kullanılır.
Hareketlerini düzeltmezsen külâhları değişiriz, ona göre!
Bektaşinin birisi züğürt kalmış. Hem yaz ayı hem hava çok sıcak. Orada burada gezmekten yorgun düşmüş, aç bi aç dolaşmaktan halsiz kalmış. Tam cami yanından geçerken öğle ezanı okunmaya başlamış. Cami avlusuna girip şadırvandan suyunu içmiş. Abdest alanları görünce de "Bari ben de abdest alayım. sonra da cemaatle birlikte namaz kılar, çıkışta da mendil açarım" diye düşünmüş.
O sırada bir Rum bakkal, şadırvanda terazisinin kefelerini yıkamaktaymış. O da bunaldığı için, külahını çıkarıp yanına koymuş. Bektaşî, abdest aldıktan sonra kendi külahı yerine Rum bakkalın külahını alıp başına geçirmiş. Namaz sırasında bütün cemaat, başında Rum külahıyla namaza gelen bizim Bektaşiye bakıp durmuş.
Namazdan sonra Bektaşî herkesten önce camiden çıkıp kapı önüne mendil açmış. Cemaattekiler "Bakın şu Ruma, Müslüman olmuş, hem de güzel güzel namazını kıldı." diyip keselerinde ne var ne yok Bektaşînin mendiline dökmüşler. Bu durum Bektaşînin çok hoşuna gitse de pek bi anlam verememiş. Tam mendiline sığmayan paraları külahına doldurmak için başındaki külahı çıkarınca bir de ne görsün, Külah onun külah değil. Kendi kendine "Durum şimdi anlaşıldı. Cemaat beni Rumdan dönme Müslüman zannetti. Mangırlar bu yüzden geldi, Demek ki bazen külahları değişmek gerekiyormuş" demiş.
Çevresine ve her şeye karşı ilgisizleşmek.
Örnek Cümle:
Yaşadığı büyük travmadan sonra bir türlü hayata tutunamamış, dünyasından geçmişti.
Kendini dara düşürücü işlere dayanıklı olamamak, bu işleri yapma yeteneği bulunmamak.
Yayın Ağımız
Bu listede yer alan sitelerimiz günlük hayatınızda gerek eğitim, gerek iş, gerek eğlence ve gerekse alışveriş konusunda yardımcı olmak için uzman ekipler tarafından hazırlanmaktadır.Eğitim Sitelerimiz
Eğlence Sitelerimiz
Rehber Sitelerimiz
Diğer Sitelerimiz
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2025
Sitemizin SEO çalışması Seo Uzmanı Zeze tarafından yapılmıştır.anlaminedir.com bir nerededir.com sitesidir.